hayal kırıklığı kenti...
şahane geçti demeyi çok isterdim istanbul tatilimin ama ne yazık ki bok gibiydi...
hep yalnızdım...
ha bazen arkadaşarla takıldık, birlikte iftar ettik...ama obeşiktaş sahilinde oturup çay içerken hafiften üşüdüğünde yaslanabileceğin hatta sarılabileceğin birinin olmaması gerçekten berbat bi durumdu...
sevgilimi(artık eski) aradım ben istanbuldayım hadi buluşalım dedim. çok işi varmış. içimden bi siktir çekip yol verdim bende...gidene dur dememek lazım di mi?
...
yerini dolduracak biri yoksa ....?
...
neyse ya bana erkeklerden fayda yok önce okul bitmesi gerek...sonra ne bok yersem yerim artık...ama önce okul....
garip ya onlar varken de kendimi deli gibi yalnız hissediyorum yokken de...ama olmadıkları zamanlar daha az acılı geçiyor...
"burası büyük şehir. resim gibi kadınlar, kadın gibi erkekler kenti"
ümit yaşar'ın mektuplarından
"yalnızlık bir tercihtir. kimsesizlik ise bu tercihin elinden alınmasıdır"
bunu nereden uydurdum bilemiyorum. Ama benim olmadığı kesin :)